Bir Yıldız Tozu muyuz?


Yıldızların da aynı insanlar gibi bir ömrü vardır. Çok uzun yıllar yaşarlar. Oluşumları ve ölümleri de uzun olur. Pat diye ölmezler ya da birden bire doğmazlar. Eğer biz bir yıldız olsaydık… Olamazdık! Çünkü sabrımız buna izin vermezdi. Oluşmak için birkaç milyon yıl bekler miydik? Sanmam. İşte bir yıldız değiliz lakin yıldız tozu barındırıyoruz içimizde. Nasıl mı? Gelin beraber inceleyelim.



Yıldız Ölümü Ve Ardında Bıraktıkları Elementler


Yıldızların çekirdeğinde ölene dek füzyonlar oluşur. Hidrojen atomlarının çekirdekleri yüksek sıcaklıkta birleşerek helyumu oluştururlar, bu hidrojen atomu bitene kadar devam eder ve her reaksiyonda büyük enerjiler ortaya çıkar. Daha sonra başka elementlerin oluşumu devam eder. Büyük kütleli yıldızlarda bu füzyon 26. element olan demire kadar devam eder. Bu yer çekimi ile merkeze çekilir, sıcak gaz kütlesi de dış tabakayı oluşturur. İşte tam bu evre kırmızı dev evresidir. Daha sonra bir patlama meydana gelir ve dış katmanlar evrene yayılırken o içeri doğru çekilmiş kütle, beyaz cüce olarak kalır. Bu beyaz cüce uzun bir süre sonra siyah bir cüceye dönüşür. Burada yıldız ölümünde detaya inmediğimi fark etmişsinizdir çünkü asıl konumuz kendilerinin ölümü değil etrafa yaydıkları elementler. Güneş gibi yıldızlardan 10 kat daha büyüklüğe sahip olan süpornova yıldızları vardır. Bu süpernovalar patladıklarında evrende bir şölene neden olurlar.

Süpernovalar ürettikleri tüm elementleri, toprakta veya kanımızda bulunan demir ya da su da bulunan oksijen gibi, gümüş, altın, uranyum, karbon gibi elementleri evrene yayarlar. Bu elementler bizim, diğer canlı cansız varlıkların atomlarını oluşturan yapıtaşlarıdır. İşte biz yıldızlardan geliyoruz, bir yıldız tozuyuz sözüde buradan gelir.